Denizden çıktıktan sonra saçınızın ele sert geldiğini, birbirine dolandığını ya da eski parlaklığını kaybetmiş gibi göründüğünü fark ediyor musunuz? Bu durumu yalnızca deniz sonrası bakım ürünleriyle çözmeye çalışmak yerine saçınızı suya girmeden birkaç dakika önce hazırlamak çok daha pratik olabilir. Tuzlu suya güneş ve rüzgâr da eklendiğinde özellikle saçın boyları ve uçları daha kuru hissedilebilir. Üstelik uzun, boyalı, kıvırcık veya işlem görmüş saçlarda bu değişim daha hızlı fark edilebilir. Neyse ki deniz öncesinde uygulanabilecek bakım rutini uzun ya da karmaşık değildir.
Bebeğinizle tatile çıkarken hazırladığınız yanımıza alınacaklar listesinin ne kadar hızlı uzadığını çok iyi bilirsiniz. Kıyafetler, bezler, bakım ürünleri, yedek eşyalar ve oyuncaklar derken valizdeki her santimetresi değerli hale gelir. İşte tam bu noktada doğru güneş ürününü seçmek sadece en küçük ambalajı kapıp çıkma meselesi olmaktan uzaklaşır.
Yaz düğünlerinde makyaj seçimi yaparken yalnızca renkleri düşünmek yeterli olmayabilir. Hava sıcaklığı, davetin süresi, mekânın ışığı ve kıyafetin genel havası da sonucu etkiler. Çok sayıda ürünü üst üste uygulamak yerine ince katmanlarla ilerlemek, daha hafif ve özenli bir görünüm oluşturur. Gündüz yapılan açık hava düğünlerinde yumuşak renkler tercih edilebilirken akşam davetlerinde gözlere veya dudaklara daha belirgin bir vurgu eklenebilir.
Sprey güneş kremleri, özellikle geniş bölgelere hızlıca sürüp geçmek istediğimizde müthiş pratik geliyor. Ama kabul edelim ki şişeyi birkaç kere püskürtmekle iş bitmiyor. Spreyin havaya uçup gitmesi, bazı noktaların kuru kalması ya da cilde eşit yayılmaması koruma performansını doğrudan düşürüyor. Bu yüzden sprey formdaki ürünleri kullanırken klasik krem ve losyonlara göre biraz daha farklı hareket etmek lazım.